Bölüm 1: "Unutulmuşun Eşiği, Aetheris-Girdap Denizi"
Bu okyanus, bildiğimiz haritaların bittiği, pusulanın kuzeyi değil de "kaderi" gösterdiği yerdir. Suları lacivert değil,
gümüşi bir dumanla kaplı fosforlu bir mor tonundadır. Burada rüzgar esmez; rüzgar, ölen gemicilerin son nefeslerinden oluşur.
Aetheris-Girdap Denizi'nin en karanlık sularında, sadece "Gölgesini Denize Satmış" seçkin kaptanların girebildiği, haritalarda görünmeyen gizli bir koy bulunur. Bu koyun derinliklerinde, kadim tanrıların kalbinden sızan saf gümüşle dövülmüş, üzerinde rüzgarın bile yön değiştirdiği efsanevi zırhlar ve toplar saklıdır. V.I.P paketine sahip olan denizciler, Hiçlik Kayalığı’nın bizzat kendisinden alınmış tılsımlı nişanlarla donatılarak, rakiplerinin pusulalarını şaşırtacak bir kudrete erişirler. Onlar artık sadece birer korsan değil, okyanusun fısıldayan mağaralarından gelen kadim kehanetin yeryüzündeki yıkılmaz temsilcileridir. Bu ayrıcalıklı mühürle, Aetheris'in devasa dalgaları size boyun eğerken, ganimetin en safı ve denizin en karanlık sırları sadece sizin dümene geçtiğiniz limanlara akar.
Aetheris’in gümüşi sularında yüzen bu gemi, Hiçlik Kayalığı’ndan çıkarılan lanetli obsidyen ve bizzat tanrıların kalbinden kopan yıldız tozuyla bizzat Baş Tasarımcı tarafından dövüldü. Rüzgarın bile yönünü tayin edemediği bu özel seri, gölgesini denize satmış en cesur kaptanlar için kadim kehanetin somut bir nişanesi olarak denizlere indirildi. Bu geminin güvertesine adım atan her korsan, artık sadece bir denizci değil, okyanusun bizzat kendisinin bir parçası ve yıkılmaz bir efsanedir.
Aetheris-Girdap Denizi’nin en derin ve en sessiz çukurunda dövülen Komodor'un Gemisi, "Karanlık Okyanus Operasyonu" için bizzat Hiçlik Kayalığı’nın kalbinden sökülen ruh yiyen çelikle kaplandı. Bu gemi, denizin yüzeyinde bir gölge gibi süzülürken geçtiği her dalgayı siyaha boyar ve mürettebatına fısıldayan mağaraların o kadim, öldürücü stratejilerini fısıldar. Komodor bu dümene geçtiğinde, kehanet tamamlanır; artık okyanus sadece bir su kütlesi değil, düşmanlarını yutan devasa ve canlı bir mezara dönüşür.
Aetheris-Girdap Denizi’nin en hırçın fırtınalarında dokunan Kara Yelkenli, güneş ışığını bile emen o meşhur kumaşını Hiçlik Kayalığı’nın bitmek bilmeyen pusundan almıştır. Bu yelkenler şiştiğinde rüzgarın sesi değil, okyanusun derinliklerinde kaybolmuş ruhların fısıltıları duyulur ve gemi denizin üzerinde adeta bir hayalet gibi süzülür. Kehanete göre bu kara kanatları ufukta gören her kaptan, kaderinin o an mühürlendiğini ve Aetheris'in karanlığına teslim olma vaktinin geldiğini bilir.
Aetheris'in sisli ufuklarında isimsiz bir gemici olarak kalma. Hemen aramıza katıl, gölgeni denize sat ve efsanelerin fısıldandığı bu kadim okyanusta kendi krallığını kur. Unutma, bu sularda sadece cesurlar bir isim sahibi olur; geri kalanlar ise sadece dalgaların arasındaki birer anıdır.
Hiçlik Kayalığı’nın etrafında 300 gemilik devasa bir donanmayı tek başına yöneterek tarihin en büyük deniz savaşını kazandı. Gümüş suların gördüğü en stratejik zihin olarak, öldükten sonra bile rüzgarın yönünü emirleriyle değiştirdiği söylenir. O, sadece bir kaptan değil, Aetheris'in bizzat kendisidir.
Fırtınaların tam kalbinde gözünü bile kırpmadan dümene geçerek imkansız rotaları keşfeden tek denizcidir. Karanlık okyanus operasyonunda pusulası parçalanmış olsa da sadece dalgaların sesini dinleyerek donanmayı karadan kurtarmıştır. Artık sislerin arasından ansızın beliren bir hayalet rehber olarak bilinir.
Deniz altındaki batık şehirlerin cephaneliklerini yağmalarken kendi gemisini havaya uçurmuş ancak ateşin içinden sağ çıkmıştır. Vücudunda kan yerine erimiş kurşun aktığına ve toplarını öfkesiyle ateşlediğine inanılır. Onun göründüğü ufukta gökyüzü her zaman kan kırmızısına döner.
Hiçlik Kayalığı'ndan sökülen yasaklı taşlarla gemisinin bordasını kaplayan ilk ve tek asi kaptandır. Kimsenin cesaret edemediği fısıldayan mağaralarda 40 gün kalmış ve oradan sadece ürpertici bir sessizlikle dönmüştür. Dokunduğu her tahta parçası çürürken, ele geçirdiği her gemi onun kölesi olur.
Aetheris-Girdap Denizi'nde batan binlerce denizcinin son nefeslerini bir sancakta toplamayı başarmış gizemli bir figürdür. Sancağını göğe kaldırdığında, denizin altından ölü bir orduyu yardıma çağırabildiği efsaneler arasında anlatılır. O, yaşarken ölenlerin ve ölürken yaşayanların mutlak koruyucusudur.